Bu sitenin çıkış noktası umut. Bu ülkeye barış gelecekse herkesin ama herkesin emek vermesi gerektiğine inanıyoruz. Farklı seslere kulak vermenin, paylaşmanın ve konuşmanın vicdanları dirilteceğini umuyoruz. Yaşadıklarımızı paylaştıkça beylik ezberler yerini gerçek insanların yaşadığı gerçek sorunların tartışılmasına bırakacak.

Asker olarak doğulmuyor, bizlere nasıl asker olunduğunu anlatmanızı bekliyoruz.


*Facebook'ta "Askerler Anlatıyor" sayfasına üye olabilirsiniz: Tıklayın

Zorla Kulp'u Çektirdiler

1995 Temmuz.

Sıcaktı; ama yapacak bir işimiz yoktu. Bir hafta olmuş, halen Diyarbakır Kale'de usta birliklerimize dağıtılmayı bekliyorduk. Bazen bizi toplayıp götürürlerdi. "Hah, artık kurtulduk dağıtım başladı" derken bakmışız 7. Kolordu'da inşaatta bulmuşuz kendimizi. Amele gibi çalış çalış, yorgun argın yine kaleye dön. Karnın acıkınca domates-ekmek ye.

Başka bir şey yiyemezdim zaten. Ne zaman dağıtım olacağını bilmiyorum ki... Paramı kısıyorum. Oraya kimden nereden para gelecek de sana verecekler! Senin orada olduğunu bir Allah bir ailen biliyor. Binlerce asker yığınla bekliyor. Geceleri de sıcak asfaltta yatıyosun, yatacak ne yatak var ne koğuş. Olsa da onca asker hiçbir yere sığmaz zaten.

Havadan helikopterlar geçiyor. Yok yaralı, yok şu kadar şehit var haberleri dolaşıyor. İçimden nereye geldin ana kuzusu diyorken nihayet "dağıtım için kuralar çekilecek" dendi, biz de toplandık. Kura sırası bana geldi. Çektiğim kağıtta Merkez Jandarma Komutanlığı yazıyordu. Yani Kale! Sevindim. Yanımdaki rütbelinin birisi "yok" dedi, "buranın kadrosu doldu! Başka bir kağıt çek..." İkinciyi çektim, Çınar çıktı. Orayı da duymuştum yeşillik, güzel diye. Gene sevindim. Aynı ses aynı cümleyi tekrar etti: "Kadro dolu, tekrar çek". Elimi attım torbaya: "Kulp!"

Yanımdakilerin istediği oldu, elime Kulp ilçesi geldi. Rahat bir nefes aldılar, burası olur dediler. Hemen otobüslere bindirdiler, zırhlı araçlarla gönderdiler. On yıldır dağdakilerin kucağına ana kuzularını...

İsimsiz, bize ulaşan asker

Zİyaretçİ Sayısı