Bu sitenin çıkış noktası umut. Bu ülkeye barış gelecekse herkesin ama herkesin emek vermesi gerektiğine inanıyoruz. Farklı seslere kulak vermenin, paylaşmanın ve konuşmanın vicdanları dirilteceğini umuyoruz. Yaşadıklarımızı paylaştıkça beylik ezberler yerini gerçek insanların yaşadığı gerçek sorunların tartışılmasına bırakacak.

Asker olarak doğulmuyor, bizlere nasıl asker olunduğunu anlatmanızı bekliyoruz.


*Facebook'ta "Askerler Anlatıyor" sayfasına üye olabilirsiniz: Tıklayın

Seni Peşin Bir Döveyim

Ben 1999-2000 yılları arasında (18 ay) vatan borcumu eda ettim.

Usta birliğine daha yeni gitmiştim. Çavuş adayıyım, yani onbaşı. Kağızman İlçe Jandarma'dayım. Nöbetçi çavuşum Jandarma Başçavuş A.P. bana ertesi gün sabah 6'da 2. Tim'in köy devriyesi için hazır olmasını istedi. "Emredersiniz" dedim, ama adamın onbaşılara takmış olduğunu bilmiyorum. "Gel bakayım" dedi, "ben seni peşin bir döveyim de sen ondan sonra işini daha iyi yaparsın" dedi. 2 okkalı tokat attı, gözlerim dışarı çıktı.

Kendime yediremedim, çıktım dışarı nasıl bana vurabilir diye düşünüp durdum. Firar etmeye karar verdim. Çünkü ben bu şerefsizlerden dayak yemek için gelmemiştim askere. Sağolsun birkaç arkadaşımın uzun uğraşları sonucu vazgeçtim firardan. Bölük komutanı Yüzbaşı M.B.'ye gittim şikayette bulundum. Usulen dinledi; hiçbir işlem olmadı, yediğimiz dayakla kaldık.

F.K. diye bir Astsubay Çavuş çocuk geldi. Adamın iki kelimesinden biri küfür.

Şu an 31 yaşındayım. Geriye dönüp baktığımda yaptığım yanlış şeylerden biri de askere gitmekmiş diyorum. Çocuklarımın gitmemesi için ne gerekiyorsa yapacağım; çünkü öyle şeyler oluyor ki insan insan olduğundan utanıyor.

İsimsiz, bize ulaşan eski asker

Zİyaretçİ Sayısı