Ben Sivas 178. Piyade Alayı 2. Tabur 2. Bölük'te kısa dönem askerlik yaptım. Şahit olduğum çok yolsuzluk oldu. Sadece birkaçını sayacağım.
Askerlere devlet tarafından çok cüzi bir maaş verilir. Fakat bizim bölük komutanı maaşları dağıtırken çay ve şeker gideri olarak (çay içmek isteyenler zaten parasını ödüyordu) para kesintisi yapıyordu. Kısa dönemler olarak (yaklaşık 12-13 kişi) kısık sesle de olsa itiraz etmeye başladık. Bölükteki asker sayısı fazla idi. Bu kadar askerden toplanan paraların çok tuttuğu kesin.
Bölük komutanının kulağına itirazlarımız fısıldanınca bizleri odasına çağırdı. Küfür etmedi. Sadece "devlet sizden büyük; devletin size ihtiyacı yok, sizin devlete ihtiyacınız var; ne olmuş biraz para vermişseniz; ayıptır bu yaptığınız" diye konuşup bizleri gönderdi. Yıllar geçmesine rağmen hala ne demek istediğini çözmüş değilim. Devletin bu paraya ne ihtiyacı vardı anlayamadım.
Bu sitenin çıkış noktası umut. Bu ülkeye barış gelecekse herkesin ama herkesin emek vermesi gerektiğine inanıyoruz. Farklı seslere kulak vermenin, paylaşmanın ve konuşmanın vicdanları dirilteceğini umuyoruz. Yaşadıklarımızı paylaştıkça beylik ezberler yerini gerçek insanların yaşadığı gerçek sorunların tartışılmasına bırakacak.
*Facebook'ta "Askerler Anlatıyor" sayfasına üye olabilirsiniz: Tıklayın
Komutana Yanıt
Okurumuz anısını sitemizde daha evvel çıkmış şu yazıya(tıklayın) cevaben yazmış:
Ben öğretmenim ve askerliğimi 2001 Mart'ından başlayarak kısa dönem olarak yaptım. Önce İzmir Narlıdere'de, sonra Temmuz gibi Denizli Tugayı'nda...
Doğuda bir karakol komutanı, suçun komutanlarda değil askerlerde olduğunu söylemiş. Oysa üstler astlara her türlü eziyeti yapıyor: onbaşı, çavuş, uzman çavuş ve sürüp gidiyor. Asker ot yolma ve mıntıka temizliği için orda tutuluyor sanki. Yemekler berbat. Üst tertipler önce yiyecek, sonra yeniler arta kalanları... Neymiş, anamızın evinde yiyemiyormuşuz bu yemekleri. Senin anan yemek yapamıyorsa suçu başkasına atma.
"Peki askerlerin hiç mi kabahatı yok?" demiş. Peki sen askere edilen küfürleri seyretmek dışında ne yapıyorsun?
"Devlet malını şuursuzca kullanan, bozan, kıran, sahip çıkmayan, yaptığı hatayı kabullenmeyen askerlerimiz değil mi?" demiş. Bir kere askerliğin kendisi israf. 20 yaşındaki işgücü en yüksek seviyedeki insanları toplayacaksın, eziyet-angarya dışında iş vermeyeceksin, sadece emre itaati öğretmeye çalışacaksın, sonra kırılan-dökülen diye şikayet edeceksin. Bir örnek vereyim: İzmir Muhabere Taburu'nda haftada bir gün, bakım adında koca askeri araçlar sıralanır, Ege Ordu'nun içinde saatlerce turlarlardı. Böylelikle aküler şarj edilirdi. Bu israf değil mi? Bir çok aracın deposundan yakıt aka aka dolaştığına şahidim. Dolaşma maliyetine akü alınır, bu israf değil mi? Rütbelilere sağlanan lojman, servis, beleş hizmetler yanında askerlerin hizmetçi gibi kullanılması israf değil mi?
Ben öğretmenim ve askerliğimi 2001 Mart'ından başlayarak kısa dönem olarak yaptım. Önce İzmir Narlıdere'de, sonra Temmuz gibi Denizli Tugayı'nda...
Doğuda bir karakol komutanı, suçun komutanlarda değil askerlerde olduğunu söylemiş. Oysa üstler astlara her türlü eziyeti yapıyor: onbaşı, çavuş, uzman çavuş ve sürüp gidiyor. Asker ot yolma ve mıntıka temizliği için orda tutuluyor sanki. Yemekler berbat. Üst tertipler önce yiyecek, sonra yeniler arta kalanları... Neymiş, anamızın evinde yiyemiyormuşuz bu yemekleri. Senin anan yemek yapamıyorsa suçu başkasına atma.
"Peki askerlerin hiç mi kabahatı yok?" demiş. Peki sen askere edilen küfürleri seyretmek dışında ne yapıyorsun?
"Devlet malını şuursuzca kullanan, bozan, kıran, sahip çıkmayan, yaptığı hatayı kabullenmeyen askerlerimiz değil mi?" demiş. Bir kere askerliğin kendisi israf. 20 yaşındaki işgücü en yüksek seviyedeki insanları toplayacaksın, eziyet-angarya dışında iş vermeyeceksin, sadece emre itaati öğretmeye çalışacaksın, sonra kırılan-dökülen diye şikayet edeceksin. Bir örnek vereyim: İzmir Muhabere Taburu'nda haftada bir gün, bakım adında koca askeri araçlar sıralanır, Ege Ordu'nun içinde saatlerce turlarlardı. Böylelikle aküler şarj edilirdi. Bu israf değil mi? Bir çok aracın deposundan yakıt aka aka dolaştığına şahidim. Dolaşma maliyetine akü alınır, bu israf değil mi? Rütbelilere sağlanan lojman, servis, beleş hizmetler yanında askerlerin hizmetçi gibi kullanılması israf değil mi?
Sizden Geriye Ne Kalıyor?
Gelibolu'da askerlik yaptım. Bu sene. Bir avukatım.
Askerlik...
Kelimelerle ifade edemediğim boşluk, iğrençlik. Hep kendi kendime yüz bilmem kaç gün boyunca tekrarladım: "Gerçek hayatta hiç bir şeye yaramayan fuzuli insanlar kendi küçük ve iğrenç krallıklarını kurmuş, zihin mastürbasyonu yapıyor ve kendilerini tatmin ediyorlar".
O askerde ilk kez adam dövdüm, o iğrenç ortamda ezilmemek için ezdim. İğreniyorum bundan ama yaptım. Kimseyi sevmedim, topunun canı cehenneme. Erkekliği emretmek zanneden bir kısım uzun dönem askerle kavga ettim. Yolda gördüğümde selam vermeyeceğim insanlarla konuşmak zorunda kaldım.
Ama en güzelini anlatayım, kötüleri boşverin. Askerliğimin bitmesine 4 gün kalmıştı. Daha önce şarj edebilmek için bölük komutanımdan izin aldığım traş makinamı şarja bıraktım ve gittim. O kendini bir şey sanan bölük astsubayı makinamı görmüş ve burada şarj olmaz diyerek makinamı parçalamış. Gözüm karardı, tutanak tutturup önce takım, sonra bölük, en sonra tabur komutanına çıktım.
Askerlik...
Kelimelerle ifade edemediğim boşluk, iğrençlik. Hep kendi kendime yüz bilmem kaç gün boyunca tekrarladım: "Gerçek hayatta hiç bir şeye yaramayan fuzuli insanlar kendi küçük ve iğrenç krallıklarını kurmuş, zihin mastürbasyonu yapıyor ve kendilerini tatmin ediyorlar".
O askerde ilk kez adam dövdüm, o iğrenç ortamda ezilmemek için ezdim. İğreniyorum bundan ama yaptım. Kimseyi sevmedim, topunun canı cehenneme. Erkekliği emretmek zanneden bir kısım uzun dönem askerle kavga ettim. Yolda gördüğümde selam vermeyeceğim insanlarla konuşmak zorunda kaldım.
Ama en güzelini anlatayım, kötüleri boşverin. Askerliğimin bitmesine 4 gün kalmıştı. Daha önce şarj edebilmek için bölük komutanımdan izin aldığım traş makinamı şarja bıraktım ve gittim. O kendini bir şey sanan bölük astsubayı makinamı görmüş ve burada şarj olmaz diyerek makinamı parçalamış. Gözüm karardı, tutanak tutturup önce takım, sonra bölük, en sonra tabur komutanına çıktım.
Generallere Avukat Parası
TSK mensubuyum. Bu yıl Ergenekon'dan yargılanan generellere avukat tutmak için para toplandı. Zorla, tayin tehdidi ile büyük meblağlar... Bir avukatın bedeli nedir sizce?
Ben hakkımı bu paraları toplayanlara helal etmiyorum. Haram zıkkım olsun.
İsimsiz, bize ulaşan emekli asker
Ben hakkımı bu paraları toplayanlara helal etmiyorum. Haram zıkkım olsun.
İsimsiz, bize ulaşan emekli asker
Serbest Ama Yasak
Ben askerliğimi uzun zaman önce kısa dönem er olarak yaptım ve fazla bir şey hatırlamıyorum. Zaten hayatımın hatırlamak istemediğim ve unutmaya çalıştığım tek dönemi. Sağolsunlar hiç kimse de unutturmuyor.
Hatırladığım ilk şey, her şeyin serbest ama yasak olması.
Bize gazete okumamız, yurt ve dünya gündemi hakkında bilgi sahibi olmamız önerilirdi. Ama nedense, elimizde hangi gazete olursa olsun hemen yırtma emri verilirdi. Hatta emri veren subay, biz gazeteyi yırtıp yakana kadar başımızda bekler, sonra da giderken demediğini bırakmazdı.
Aldıklarımı (genelde traş ekipmanı) ertesi gün dolabımda bulamazdım (asker tabiri ile, yer değiştirirdi). Bir dolabı birkaç kişi kullanmak zorunda olduğumuz için eşyalarımız karışır, bir eşyayı birden çok kişi kullanmak zorunda kalırdı. Özellikle terlikler... Bu nedenle askerde ayak ve tabii diğer cilt rahatsızlıkları başlar.
Hijyenik ve insani şartlar hakkında nutuk atarlar ama o da yasaktır.
Yolunuz askeri eğitim biriminin kenarından geçerse ve tabii oradaki nöbetçi er sizi uzaklaştırmazsa (kesin uzaklaştırır), eğitimdeki askerlere bakmanızı öneririm. Fikriniz herhalde şu olur: Eğitim vermek de yasak.
Fazla uzatmadan, canınızı sıkmadan keseyim. Malum yasak...
İsimsiz, bize ulaşan eski asker
Hatırladığım ilk şey, her şeyin serbest ama yasak olması.
Bize gazete okumamız, yurt ve dünya gündemi hakkında bilgi sahibi olmamız önerilirdi. Ama nedense, elimizde hangi gazete olursa olsun hemen yırtma emri verilirdi. Hatta emri veren subay, biz gazeteyi yırtıp yakana kadar başımızda bekler, sonra da giderken demediğini bırakmazdı.
Aldıklarımı (genelde traş ekipmanı) ertesi gün dolabımda bulamazdım (asker tabiri ile, yer değiştirirdi). Bir dolabı birkaç kişi kullanmak zorunda olduğumuz için eşyalarımız karışır, bir eşyayı birden çok kişi kullanmak zorunda kalırdı. Özellikle terlikler... Bu nedenle askerde ayak ve tabii diğer cilt rahatsızlıkları başlar.
Hijyenik ve insani şartlar hakkında nutuk atarlar ama o da yasaktır.
Yolunuz askeri eğitim biriminin kenarından geçerse ve tabii oradaki nöbetçi er sizi uzaklaştırmazsa (kesin uzaklaştırır), eğitimdeki askerlere bakmanızı öneririm. Fikriniz herhalde şu olur: Eğitim vermek de yasak.
Fazla uzatmadan, canınızı sıkmadan keseyim. Malum yasak...
İsimsiz, bize ulaşan eski asker
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)