1983 yılı, Samsun.
56. Piyade Alayı olarak tatbikatta gece eğitimine çıktık. Bölük komutanı Ö. Üsteğmen "yüzleriniz çok parlıyor, kamuflaj yapın" dedi.
Malzeme olarak birşey yok. "İşeyin" dedi, "çamur yapın yüzünüze sürün". Necaset tabii, ben yapmadım.
İsimsiz, bize ulaşan eski asker
Bu sitenin çıkış noktası umut. Bu ülkeye barış gelecekse herkesin ama herkesin emek vermesi gerektiğine inanıyoruz. Farklı seslere kulak vermenin, paylaşmanın ve konuşmanın vicdanları dirilteceğini umuyoruz. Yaşadıklarımızı paylaştıkça beylik ezberler yerini gerçek insanların yaşadığı gerçek sorunların tartışılmasına bırakacak.
*Facebook'ta "Askerler Anlatıyor" sayfasına üye olabilirsiniz: Tıklayın
Tanrı-Allah Çatışması
2007 yılı, Kocaeli Cengiz Topel Deniz Hava Üs Komutanlığı'nda bulunan köpeklerden biri hasta olmuştu. Hayvanı helikopterle Bursa Hayvan Hastanesi'ne götürdüler. Bizim bir arkadaşımız ağır ateşli hasta olmuştu, revirden Gölcük Askeri Hastanesi'ne götürmediler.
Bir kez de yemek yemek için hazırdık, kıta astsubayı dua yaptırırken asker "Tanrımıza hamdolsun" dedi ama bütün askerler "Allahımıza hamdolsun" dediler. Komutan bize bağırdı, hakaret etti ve dua üç kez tekrarlandı. Askerler yine "Allahımıza hamdolsun" dediler. Sonunda komutan bize akşam yemeği yedirmedi ve bizi sahada süründürdü.
İsimsiz, bize ulaşan eski asker
Bir kez de yemek yemek için hazırdık, kıta astsubayı dua yaptırırken asker "Tanrımıza hamdolsun" dedi ama bütün askerler "Allahımıza hamdolsun" dediler. Komutan bize bağırdı, hakaret etti ve dua üç kez tekrarlandı. Askerler yine "Allahımıza hamdolsun" dediler. Sonunda komutan bize akşam yemeği yedirmedi ve bizi sahada süründürdü.
İsimsiz, bize ulaşan eski asker
Silahsız Gece Görevi
2001 yılında Sarıkamış Topçu Alayı'nda asteğmen olarak görev yaptım.
12 ay kaldığım Sarıkamış'ta yaşadıklarım benim askerlikten nefret etmem için fazlasıyla yeterli oldu. Alay karargah bölüğünün nöbetçi subayı olduğum bir gün bölüğe akşamüstü 4 gibi bir telefon geldi. Telefondaki bayan, banyo yaptığını, sabunlu kaldığını, suların neden kesildiğini soruyordu. Tabii önce kendi eşinin rütbesini söyleyerek başladı azarlamaya. "Bilgim yok" dedikçe "neden bilgin yok" diyordu. "Sebebini hemen araştıracağız" dedim ve telefonu kapattım.
Alayın nöbetçi amirini aradım. Yüzbaşı, yanıma birini alarak depoya gitmemi ve oradan su sesinin gelip gelmediğine bakmamı istedi. Depo denilen yer alayın yaklaşık 2 km yukarısında, tepede, ormanlık alanın içinde kalıyordu. Mecburen bir askerle beraber gittik, suyun oraya gelmediğini anladık. Aşağı inip bilgi verdik. Nöbetçi amiri destek birliğinden bir su tesisatçısını, bir de elektrikçiyi yanıma almamı ve emrini beklememi istedi.
12 ay kaldığım Sarıkamış'ta yaşadıklarım benim askerlikten nefret etmem için fazlasıyla yeterli oldu. Alay karargah bölüğünün nöbetçi subayı olduğum bir gün bölüğe akşamüstü 4 gibi bir telefon geldi. Telefondaki bayan, banyo yaptığını, sabunlu kaldığını, suların neden kesildiğini soruyordu. Tabii önce kendi eşinin rütbesini söyleyerek başladı azarlamaya. "Bilgim yok" dedikçe "neden bilgin yok" diyordu. "Sebebini hemen araştıracağız" dedim ve telefonu kapattım.
Alayın nöbetçi amirini aradım. Yüzbaşı, yanıma birini alarak depoya gitmemi ve oradan su sesinin gelip gelmediğine bakmamı istedi. Depo denilen yer alayın yaklaşık 2 km yukarısında, tepede, ormanlık alanın içinde kalıyordu. Mecburen bir askerle beraber gittik, suyun oraya gelmediğini anladık. Aşağı inip bilgi verdik. Nöbetçi amiri destek birliğinden bir su tesisatçısını, bir de elektrikçiyi yanıma almamı ve emrini beklememi istedi.
Bir Kartı Almaktan Aciz Komutan
2004 yılının bahar başları Van Özel Harekat'ta askerdim.
Hala aklımda; öğle yemeği sonunda bölüğün yazıhanesininkapısından girecekken yaklaşık 50 metre ileride bulunan komutan kamelyasından 3. bölük komutanı, "asker buraya gel" diye bağırdı. Önce komutan bana mı bağrıyor diye düşündüm ama o güzergahta komutanların yanında kıçlarından hiç ayrılmayan postaları olduğu için postasına diyordur diyerek etrafa bakındım. Baktım kimseler yok üç saniyelik bir gecikmeyle bir koşu komutanın karşısına dikildim. Komutanımız "sana bağırıyorum duymuyor musun" diyerek beni iyice bir fırçaladı. Canı sağolsun alışkındık nasıl olsa. Durmadı söylenmeye devam etti. Ben de söz isteyerek, gerçi haddimiz değil bu kudretli komutanımız karşısında ama, dedim ki "komutamım postanızı çağırıyorsunuz zannettim. Etrafta kimseyi göremeyince de beni çağırdığınızı anlayarak koşarak yanınıza geldim. Zaten üç saniyelik bir olay. Emre itaatsizlikten ziyade bir yanlış anlaşılma var." "Sus" dedi bana, sustum.
Hala aklımda; öğle yemeği sonunda bölüğün yazıhanesininkapısından girecekken yaklaşık 50 metre ileride bulunan komutan kamelyasından 3. bölük komutanı, "asker buraya gel" diye bağırdı. Önce komutan bana mı bağrıyor diye düşündüm ama o güzergahta komutanların yanında kıçlarından hiç ayrılmayan postaları olduğu için postasına diyordur diyerek etrafa bakındım. Baktım kimseler yok üç saniyelik bir gecikmeyle bir koşu komutanın karşısına dikildim. Komutanımız "sana bağırıyorum duymuyor musun" diyerek beni iyice bir fırçaladı. Canı sağolsun alışkındık nasıl olsa. Durmadı söylenmeye devam etti. Ben de söz isteyerek, gerçi haddimiz değil bu kudretli komutanımız karşısında ama, dedim ki "komutamım postanızı çağırıyorsunuz zannettim. Etrafta kimseyi göremeyince de beni çağırdığınızı anlayarak koşarak yanınıza geldim. Zaten üç saniyelik bir olay. Emre itaatsizlikten ziyade bir yanlış anlaşılma var." "Sus" dedi bana, sustum.
Posta Olmanın Hikmeti
Ben askerliğimi 2005 senesinde kısa dönem deniz er olarak yaptım.
Bizi ilk önce acemi eğitimi için İzmir'de Poligon denen bir yerde askere aldılar. 1200 kadar kısa dönem asker vardı. B. adında psikopat bir üsteğmen bizi devamlı gece dersi yapma gerekçesiyle toplar, biraz konuştuktan sonra küfürler ve tehditler savurmaya başlardı. Kendisine bir hedef asker belirler, olmadık aşağılamalar yapardı.
Bir ay sonra oradan kurtulduğumu sanırken bu sefer de İstanbul Beylerbeyi Deniz Eğitim Komutanlığı'na gönderildim. Orada da bölük komutanı M. Y. astsubay hemşehrisi olan Kırklarelili bir askeri bulup askeriye içerisinde sıkılmasın diye derhal dış posta yapıverdi. Kalanlar ise ellerinde süpürge sağı solu temizlediler. Ben genelde tavla oynayan astsubaylar için gözcülük yapıyordum, rütbeli gelirse haber vermek için. Yoksa al eline süpürgeyi, akşama kadar süpür dur güneşin altında. Üstüne gecede dört saat nöbet tut.
Askerde şunu anladım: dürüst ve doğru isen bütün işleri sana yaptırıyorlar, yalaka isen ve bu yalakalığın bir komutanın hoşuna gittiyse o seni koruyup kolluyor, sadece ona hizmet ediyorsun. Yani komutan postası olmak bu yüzden bütün askerlerin rüyası, angarya işlerden kaçmak için.
İsimsiz, bize ulaşan eski asker
Bizi ilk önce acemi eğitimi için İzmir'de Poligon denen bir yerde askere aldılar. 1200 kadar kısa dönem asker vardı. B. adında psikopat bir üsteğmen bizi devamlı gece dersi yapma gerekçesiyle toplar, biraz konuştuktan sonra küfürler ve tehditler savurmaya başlardı. Kendisine bir hedef asker belirler, olmadık aşağılamalar yapardı.
Bir ay sonra oradan kurtulduğumu sanırken bu sefer de İstanbul Beylerbeyi Deniz Eğitim Komutanlığı'na gönderildim. Orada da bölük komutanı M. Y. astsubay hemşehrisi olan Kırklarelili bir askeri bulup askeriye içerisinde sıkılmasın diye derhal dış posta yapıverdi. Kalanlar ise ellerinde süpürge sağı solu temizlediler. Ben genelde tavla oynayan astsubaylar için gözcülük yapıyordum, rütbeli gelirse haber vermek için. Yoksa al eline süpürgeyi, akşama kadar süpür dur güneşin altında. Üstüne gecede dört saat nöbet tut.
Askerde şunu anladım: dürüst ve doğru isen bütün işleri sana yaptırıyorlar, yalaka isen ve bu yalakalığın bir komutanın hoşuna gittiyse o seni koruyup kolluyor, sadece ona hizmet ediyorsun. Yani komutan postası olmak bu yüzden bütün askerlerin rüyası, angarya işlerden kaçmak için.
İsimsiz, bize ulaşan eski asker
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)